Sinan Erül’le Kontrastlar Şehri İstanbul Üzerine

_DSC5976 copy

İstanbul gece hayatının en popüler mekanlarının mimarı Sinan Erül; mimari, tasarım ve kontrastlar şehri İstanbul üzerine sorularımızı cevaplandırdı.

 

Kafeler, gece kulüpleri, ofisler, restoranlar en sık tasarladığın alanlar. Tasarlarken en fazla keyif aldığın mekanlar hangileri?

Kendimi bildim bileli, restoran ve gece kulüplerine ilgi duyarım. Ayrıca sese ve aydınlatmaya her zaman özel  bir merakım vardı. Sosyal olarak yaratıcılığın kısa bir sürede hayata geçirebileceği gerçeğini de bu mekanları oluşturdukça anladım.

 

Kırmızı, ahşap ve neon senin için ne ifade ediyor?

Kırmızının etkisinden, ahşabın doğallığı ve sıcaklığından, neonun da çarpıcılığı ve sürekliliğinden dolayı vazgeçemiyorum. Belki de “imzalarım” diyebilirim.

 

Mimar gözüyle İstanbul nasıl bir yer?

İstanbul kaotik, yaşayan ve eşsiz bir şehir. Aşırı derecede yorucu olmasına karşın, verdiği haz vazgeçilmez. İstanbul’un kökü Eminönü ve tarihi yarımadayı, tüm zıtlıkları ve karmaşasıyla şehrin bir özeti olarak görüyorum.

 

Seni mimarisine hayran bırakan şehir?

Kopenhag; yaşadığım iyi mi oldu, acı mı oldu karar veremedim…

 

 İyi bir mimar nasıl olunur?

Aile çok önemli, onların desteği ve zevkleri size belki de fark edemediğiniz bir yapı oluşturuyor. Seyahat, fotoğraf, psikoloji, yönetim becerisi ve pratik zekanın bu mesleğin vazgeçilmezleri olduğunu düşünüyorum. Çalışmak ve mesleğini hayatının her anında yaşamak da cabası.

 

Moda ve mimarinin kesiştiği ve ayrıştığı noktalar, süreçler neler?

Ben mimarinin biraz zamansız olması gerektiğini düşünüyorum. Tüm sanat dallarının birbiri ile etkileşimde olduğu gerçeği ve teknoloji aracılığıyla gelişen zenginleşen bir dünya bu.

 

 Gardırop kuralların var mı?

Giyimde de hayatta da basitliğe çıkabilmek ve rahatlık benim için önemli. Kıyafetlerim de bu paralelde.

 

Röportaj: Ali Murat Ergül
Fotoğraflar: Özkan Önal
Styling: NetWork
Sinan Erül’ün NetWork kazağı için tıklayınız.

 

 

Be first to comment