Neslihan Işık ile Tasarımın Farklı Boyutları

İç mimar ve mobilya tasarımcısı Neslihan Işık ile çocukluk yıllarında temelini attığı kariyerini, stilini ve tabii ki sahibi olduğu BMS’nin hikayesini konuştuk.

neslihan-isik-2

Bugünü diğer günlerden farklı kılan bir şeyler oldu mu?

Neslihan Işık: Biraz önce, kısa bir yurtdışı tatili için uçak bileti satın aldım. Onun dışında rutinlerim oldu; bilumum şirketsel işlerle uğraştım, birkaç toplantıya katıldım. Ah tabi atlamayayım, sizinle yapacağım çekim için kuaförüme uğradım, her gün yaptığım bir şey değil sonuçta.

Poltrano Frau’dan dem vuralım isteriz. Bir çok büyük markayla işbirliği de yapan bu İtalyan mobilya markasının bünyesinde Michele de Luccihi, Fuksas, Piero Lissoni gibi tasarımcılarla birlikte yer alıyorsunuz. Bu işbirliği nasıl gelişti?

Neslihan Işık: Hikaye tabi ki distribütörlük ilişklerimizle başladı, malum 2006’dan bu yana Poltrano Frau’yla çalışıyoruz. Bu yüzden, uzun zamana dayanan, aceleci olmayan ve karşılıklı gelişime dayalı sıcak bir ilişki kurduk. Bildiğiniz gibi, Türkiye’de iç mimarlık, ABD’de de endüstri tasarımı eğitimi aldım. Poltrona Frau ile işbirliğimiz süresince, bu tasarım altyapım sayesinde, ürün gamlarında birtakım eksiklikler olduğunu farkettim. Bu eksiklikler hakkında, marka yöneticilerine sürekli raporlar hazırlıyordum. Onlar da en sonunda ‘’Madem öyle, tasarla da görelim.’’ dediler.  Ben de böylece marka için mobilyalar tasarlamaya başladım.

Peki başa alalım. Biliyoruz ki anneniz Prof. Dr. Bilge Işık da çok önemli projelere hayat vermiş bir mimar. Siz bu aile mirasını devralmaya ne zaman karar verdiniz?

Neslihan Işık: Sadece annem değil, babam da mimar. Benim bundan etkinlenmem zaten kaçınılmazdı. İlginç olan, bu fikir bana biraz erken, 5 yaşında iken, geldi.  Babamın tasarlayıp, atölyesinde yaptırdığı mobilyalar eve geldiğinde, anneme dönüp, “Ben bu işi yapmak istiyorum.’’ demiştim. Düşünün, daha o yaşta, kullandığımız bir mobilyayı babamın yapması çok ilginç gelmişti.  Ve o günden sonra da bu fikrim değişmedi.

Gelelim  ‘Apple’ hikayesine. Genç yaşta San Francisco’da Eight Inc. firması bünyesinde Apple firmasının global mağaza konsept tasarımında çalıştınız. Bu süreçten bahseder misiniz biraz?

Neslihan Işık: Önce Herman Miller için çalışmaya başladım. Bunun yanında ikinci bir iş için de devamlı bağlantılar kuruyordum. İletişime geçtiğim kontaklardan biri, ki Los Angeles’ta mezun olduğum okuldan birkaç dönem üstüm olan bir insandan bahsediyorum, benimle görüşmek istedi. Küçük bir detay vereyim; eğitim gördüğüm yer her dönem 15 kişinin mezun olduğu bir okul, biraz da bunun etkisiyle mezunlar arasında bir bağ söz konusu, birbirlerini devamlı takip edip destekliyorlar.  Neyse, halihazırdaki projemi bitirip, Eight Inc. firmasıyla çalışmaya başladım; Apple’ın global mağaza konsepti için tasarım yapacaktık. 4 farklı firma bu iş için çalışıyordu. Proje süresince her Çarşamba Steve Jobs’a sunum yapıyorduk. Bu yüzden Salı akşamları ekipten kimse uyumazdı.

Neticede çok yeni bir oluşumdu, neye adım attığımızı biliyorduk; fakat nasıl bir etki yaratacağını bilemiyorduk. Ama Eight Inc. ve Steve Jobs’un kafa yapısı çok uyuştu ve bizim projemiz kabul edildi.  Gerisi çorap söküğü…

Her şey rüya gibiyken size İstanbul’a dönüş kararını aldıran sebep neydi?

Neslihan Işık: Tabii ki çok güzeldi, çok şey öğrendim. Ama, doğamız gereği midir bilmem, yurtdışında olmaktan bir süre sonra yoruluyoruz ve doğduğumuz topraklara özlem faslı başlıyor. Dönme kararı aldığım dönem aile şirketimizin de desteğe ihtiyacı vardı ve ABD’de tüm dünyayı da etkileyen 2001 krizi patlak vermişti. Tüm bunlar bir araya gelince geri döndüm; fakat gözüm arkada kalmadı diyebilirim.

Halihazırdaki projeleriniz neler?

Neslihan Işık: Beni şu aralar en çok heyecanladıran, Baccarat’yı ilerletmek ve genişletmek.  Geçtiğimiz aya kadar Baccarat’nın sadece aydınlatma bölümüyle ilgileniyorduk; artık aksesuar bölümüyle de ilgileniyor ve pazarlaması üzerinde çalışıyoruz.

Bitirmeden soralım; modayla ve genel olarak stille aranız nasıl?

Neslihan Işık: Açıkçası, moda trendlerinin yansımalarını bende çok net bir şekilde göremezsiniz. Kafanızda çok fazla fikir olduğunda, sürekli yeni projeler üzerinde düşündüğünüzde çözümünüz basit oluyor: Kendinize bir çizgi, genel bir görünüm ve stil oluşturup, o doğrultuda ilerlemeyi tercih ediyorsunuz. Bu doğrultuda, ben de kendime, gayet sade ve abartısız bir çizgi oluşturdum. Diğer taraftan, haliyle -tasarım dünyasının içinde olduğum için- modayı ve sanatı da takip etmek durumundayım. ama dedim ya, modanın dalgalanmalarını takip etmek yerine stilime uygun modayı kendime adapte etmeyi seçiyorum. Mesela bu kış favorim printler. neslihan-isik-6neslihan-isik-4neslihan-isik-5

Fotoğraflar: Yalım Kartal
Styling: NetWork ürünleri ile Koray Caner Öztürk

Be first to comment