Fem Güçlütürk ile Salon Bahçıvanlığına Giriş

_DSC7209 copy

İletişim sektöründeki başarılı kariyerinin ardından –kendi deyişiyle- salon bahçıvanlığına geçiş yapan Fem Güçlütürk ile Labofem’de bitkiler ve moda hakkında konuştuk.

İletişim sektöründen Labofem’e uzanan bir kariyerin var. Geçmişte yaptığın işin bugünkü mesleğine ne gibi katkıları oluyor.

Bodrum’da tekne temizliği yapmışlığım, Hadigari’de barda çalışmışlığım, otelde resepsiyon ve hatta housekeeping’e bulaşmışlığım var. Servis sektörünün 360 derecesini tecrübe ettim, Boğaziçi Üniversitesi’nde de işletmeye dair yeterli eğitimi aldım, iletişim de son noktası idi. Yani bu zamana kadar tüm tecrübe ve meziyet olarak biriktirdiklerim bu işte bütün oldu.

Yaptığın işi ‘Salon bahçıvanlığı’ olarak tanımlıyorsun. Bu meslek için bir sanat dalı ya da sanat alt dalı diyebilir miyiz?

Biraz abartılı olabilir! Sonuçta bitkilerin ihtiyaçlarını estetik bir bakışla gidermek diyelim.

En ince detayına kadar özenle yetiştirdiğin bitkilerle mutlaka ki duygusal bir bağ kuruyorsundur. Peki bu bitkileri sahiplerine verirken zorluk yaşıyor musun? Bununla ilgili bir anın var mı?

Hem de nasıl zorlanmak. İlk aylarda epey üzülüyordum, şimdi almak isteyenlere bakabilecekleri bitkileri önermekte ısrar ediyorum.  Veya bakamayacağına kanaat getirirsem vermiyorum! Bir sefer o kadar dır dır etmişim ki çok anlayışlı bir hanım olan müşteri, ben size o bitkiyi geri getirip başka bir tane alayım isterseniz demişti!

İçerisine toprak koyabileceğimiz her objede çiçek yetiştirmemiz mümkün müdür?

Evet ama incelikleri var tabii, hatta bazı bitkiler, hava bitkileri toprağa da ihtiyaç duymuyorlar.

_DSC7216 copy

Mesleğini icra ederken ilham aldığın bir sanat dalı var mı?

Tek bir sanat dalı var diyemem, fotoğraf eğitimi, eskiden aldığım çizim dersleri, bolca edebiyat, çok seyahat, müze ve galeri ziyaretleri, fotoğraf okuma çalışmaları, hepsinin kişisel estetik filtremden geçmesi diyebilirim.

Son dönemde metropol insanı doğaya ve doğal olana dönüş girişimlerinde bulunuyor. Bu konu hakkında senin düşüncen nedir? Sence bu geçici bir akım mı?

Bence değil, sadece doğaya değil esir oldukları sisteme de karşı gelmeye, en azından orta vadeli kaçış planları yaptığını söylemek mümkün.  Bir uyanış,  dayatılanların manasızlığını fark etme ve her yere dikilen beton binalardan fenalık getirme olsa gerek.

İstanbul’u yeniden yapılandırma fırsatın olsa, ilk olarak neyi değiştirmekle başlarsın?

Tabelaları kaldırır, çanak antenleri temizler ve yeni bir tek bina bile yapılmasına engel olmaya çalışırdım. Geriye kalan her araziyi de yeşillendirirdim.

_DSC7233 copy

Mesleğin konusunda ileriki bir zamanda gerçekleştirmeyi planladığın projeler var mı?

Yok. Her gün öğrenmeye, deneyimlemeye ve kendimi geliştirmeye devam ediyorum. Her tanıştığım yeni bitki türü bana yaşama heyecanı veriyor.

Hangi mevsimin insanısın?

Her mevsimi severim.  Çok sıcaktan haz etmem, bahardan ise vazgeçemem.

Giyim tarzını nasıl tanımlarsın? Güncel moda akımları seni ne kadar etkiliyor?

Akımların tersine gitmeyi özellikle severim. Hatta seyahatlerde bile turistlerin girdiği ana kapıdan  değil arka kapıdan, yani ters akımda girerim gezilecek yerlere.  Yazın herkes Alaçatı’ya giderken biz Bolu’ya,  ahali Bebek’e inerken Şişli’ye filan gideriz. Özetle güncel veya moda olanla ilgim yok. Giyim için de öncelikle rahat, belli bir tasarım dili olan ama güncelle meselesi olmayan bir tarz benimsedim son zamanlarda özellikle. Eskiden daha çok vakit harcardım giyinirken, şimdi ise makyaj ve saç derdi olmadığı için bavul yapmam 10 dakika,  uyanıp da evden çıkmam 5 dakika filan olabilir!

Röportaj: Erdem Oraylı
Fotoğraflar: Özkan Önal
Styling: NetWork
Yer: Labofem
Fem Güçlütürk’ün ceketi NetWork.

Be first to comment